Çok partili yaşamdan günümüze kadar Türkiye'de genel seçimlerde uygulanan seçim sistemlerinin demokrasi
Dosyalar
item.page.program
item.page.orgauthor
item.page.kuauthor
item.page.coauthor
Yazarlar
Danışman
Tarih
item.page.language
item.page.type
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Özet
Seçimler demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. Demokrasilerin sağlıklı bir şekilde
işleyebilmesi, ancak halkın siyasal tercihlerini parlamentoya yansıtan ve düzenli aralıklarla
yapılan seçimler vasıtasıyla mümkündür. Yapılan seçimler, adil ve özgür bir ortamda;
serbestlik, eşitlik, genellik, bireysellik, gizlilik gibi temel ilkelerin sağlanmasıyla demokratik
bir nitelik kazanmış olur. Halkın iradesinin yönetime ne şekilde yansıyacağı, seçimlerde
kullanılan seçim sistemleri aracılığıyla belirlenir. Ülkelerin seçimler sırasında tercih ettiği
seçim sistemi o ülkenin demokrasi çıtasında ne seviyede bulunduğu yönünde bir
değerlendirme yapılmasını da sağlamaktadır. Ülkemizde hem temsilde adaleti hem de siyasal
istikrarı gerçekleştirebilmek için çok partili yaşamdan günümüze kadar birçok seçim sistemi
denenmiştir. 1946 yılında çok partili hayata geçen Türkiye’de yapılan seçimlerdeki
çoğunlukçu demokrasi anlayışı seçmenlerin, oy kullanmadaki tercihlerinin belli bir partiye
kanalize etmek zorunda bırakması nedeniyle tartışılmıştır. 1960 sonrasında nispî temsil
sistemine geçilmesi ile her ne kadar çoğulcu demokrasi anlayışına geçişi sağlayıp temsilde
adaleti sağlamaya yönelik bir adım atılsa da yönetimde istikrarsızlığa neden olabileceğinden
eleştirilere maruz kalmıştır. Bu çalışmamızda öncelikli olarak demokrasi ve seçim gibi
kavramsal tanımlara değinilmiş ve sonrasında ülkemizde çok partili yaşamdan bu güne dek
uygulanan seçim sistemlerinin seçim sonuçlarına yansımalarına bakılarak siyasal istikrar ve
temsilde adalet ilkelerinin demokrasi bağlamında değerlendirmesi yapılmıştır. Ancak
uygulanan seçim sistemlerinde Anayasamızın 67. maddesinde bu iki ilkeyi bağdaştıracak
şekilde uygulanması gerektiğine vurgu yapılırken genel olarak bu ilkelerden birine ağırlık
verilip diğerinin zayıf bırakıldığı da görülmüştür. Sonuç olarak ülkenin her kesiminin
iradesinin meclise yansıdığı, siyasal istikrar ve temsilde adalet ilkelerinin bağdaştığı bir seçim
sistemine gerek duyulduğu görülmüş ve demokrasi üzerine temellendirilerek değerlendirmeler
yapılmıştır.
Açıklama
item.page.source
Yayınevi
Kastamonu Üniversitesi
