Yayın: Fârâbî’de Felsefe Tarihi Teorisi: Dil ve Dinin Tekâmülünde Felsefenin Tarihselliğinin İpuçları
item.page.program
item.page.orgauthor
item.page.kuauthor
item.page.coauthor
Yazarlar
Danışman
Tarih
item.page.language
item.page.type
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Özet
Islâm dunyasinda felsefe tarihciligi hakkinda ilk dikkat ceken kisi Fârâbi’dir. Aslinda onun felsefe tarihine dair kurgusu, tarih felsefeciligi olarak da gorulebilir. Tarih felsefesi de tarihin dusunceye dayali soylemleri olarak kabul edilebilir. Bu soylemin olusmasinda dil, felsefe ve din onemli etkenlerdir. Nitekim dil insanin dusunceye dair iliskilerini saglayan arac olmasinin yaninda, tarihsel bir varliktir. Tarih nasil insanla basliyorsa dil, felsefe ve din de insanla baslar. Bu baglamda aralarindaki oncelik ve sonralik siralamasi bir taraftan tarihsel bir bakis acisi olmakla birlikte, diger taraftan varlikla ilgili meseleleri icerdigi icin metafizikseldir. Fârâbi’ye gore zaman bakimindan once dil, sonra felsefe, daha sonra da din vuku bulmustur. Filozof Kitâbu’l-Huruf adli eserinde dil, felsefe ve din arasindaki bu ardisikligi, zamansal bir felsefe tarihi kurami olusturarak ifade etmektedir. Tahsilu’s-Saâda adli eserinde ise felsefenin milletler arasinda nasil gelistigini ve el degistirdigini gosteren mekânsal bir felsefe tarihi teorisi olusturmaya calismaktadir. Boylece once gelen sonra geleni anlamli kilmakta, onun yerini saglamlastirmaktadir. Yani felsefenin evrimsel olarak gelismesi ona tâbi olan dinin de hakikat ve mahiyetini bir anlamda bicimlendirmektedir. Burada dilin, felsefenin ve dinin ortaya cikisi, tarihsel zorunlulugun neticesi olmasi bakimindan bir toplumun medeni olabilmesinin sartlarini da tasimaktadir. Dolayisiyla calismamizda Fârâbi’nin felsefe tarihi dusuncesinin bu minvalde nasil olusturmaya calistigi ele alinacak, muhtelif kavramlar ve olgular cercevesinde mesele tartisilacaktir.
Açıklama
item.page.source
Yayınevi
Kaygi
